-Hoşgeldiniz! Nasıl yardımcı olabilirim.
-Gazetedeki ilan üzerine geldim. İş başvurusunda bulunacaktım.
-Harika! Şöyle buyrun lütfen! Bir şey içer miydiniz?
-Evet lütfen. Sıcak bir şey içsem iyi olabilir.... sıcak çikolata mesela.
-.....
- Sütlü.
-Şey, sanırım size sadece çay ikram edebilirim... poşet çay... ya da nescafe... yalnız sütümüz yok.
- Ha, o halde almayayım çünkü canım sıcak çikolata istedi, başka bir şey içmemeyim şimdi.
- Eee... Oldu o zaman... Başlayalım mı?
-Evet, tabi buyurun.
- Peki ala ismim Erman. Sizin isminiz nedir?
- Benim ismim yok.
-Pardon anlamadım.
-Bir ismim yok.
-İsminiz yok mu?
-Evet yok.
-Nasıl yani, anlayamadım, bir isminiz olmalı, herkesin bir ismi vardır, olur mu öyle şey canım!
-Olur işte benim ismim yok, bütün isimlerimi ve ünvanlarımı iade ettim bir süre önce, isimsiz ve ünvansızım.
-Ne? Ne yaptınız?
-İade ettim, hepsinden bir günde kurtuldum.
-Yani?
-Yani bir ismim yok işte.
-Bakın beyefendi, sanırım benimle dalga geçiyorsunuz belki de şakacı birisiniz bilemiyorum ama inanın buna hiç vaktim yok. Üstelik burası belki küçük, yeni ama ciddi bir şirkettir. Belki çok müşterimiz yok henüz ama, zaman içerisinde çok büyük şirketlerin reklam ve tanıtım işlerini alacağımıza eminim, yani umuyorum, hedefimiz bu en azından. O yüzden eğer gerçekten iş görüşmesi için geldiyseniz lütfen bunu ciddi bir şekilde yapalım, yok eğer başka niyetiniz var ise dediğim gibi çok meşgulüm hiç vaktim yok.
- Dalga geçmiyorum. Gerçekten iş görüşmesi için geldim bir işe ihtiyacım var.
-Tamam peki anlıyorum işe ihtiyacınız var. Diyelim ki sizi işe aldım, en basitinden nasıl hitap edeceğim ha söyler misiniz? .... Müşterilerimiz beyefendi kim dediklerinde ne diyeceğim!
-Hiç kimse olduğumu söyleyebilirsiniz.
-Hiç kimse mi?
-Evet, çünkü ben hiç kimseyim.
-Ba..bakın, bilemiyorum belki sinirleriniz bozulmuştur, ciddi bir travma da yaşamış olabilirsiniz, hafıza kaybı filan yani her ne ise işte, size yardımcı olmamı ister misiniz? Eşim doktor, kendisini arayabilirim, size yardımcı olabiliriz.
-İlahi çok güldürdünüz beni. İyi niyetinize çok teşekkür ederim. Ben isim ve ünvalarımdan kurtulduğum o günden beri gayet sağlıklı bir insanım. Hiç merak etmeyin.
-Hiç kimse olarak mutlu ve mesutsunuz yani öyle mi?
-Evet aynen öyle.
-İyi peki ozaman şöyle söyleyeyim, biz hiç kimseyi işe alamayız beyefendi, buyrun kapı burada, iyi günler.
-E peki bu ilanı neden verdiniz?
-Beyefendi o ilanı birisini işe alabilmek için verdik. Birisi olan birini, yani bir ismi olan biri mesela... Siz hiç kimsesiniz... yani siz öyle söylediniz ondan öyle diyorum hakaret gibi şey etmeyin.
-Yok estagfurullah neden hakaret olsun, hiç kimse olduğum için hakaret etmeniz de pek mümkün değil zaten. Yıllardır bunu arıyordum.
-Neyi?
- Bu huzurlu hali işte. Denemediğim şey kalmamıştı. Sonunda tüm isim ve ünvalarımın altında ezildiğimi yok olduğumu farkettim ve işte hepsinden bir şekilde kurtuldum, hiç kimse oldum, artık tam anlamıyla özgürüm, size de tavsiye ederim.
-Beyefendi bakın babam yaşındasınız, saygısızlık etmek istemiyorum, ama , hiç kimse iseniz bu düzende hiç bir işe yaramazsınız. Bir isminiz bile yok iken sizi kim ne diye işe alsın? Hangi okulu bitirdiniz, hangi işlerde çalıştınız...
-Tüm diplomalarımı iade ettim, tüm tecrübelerimi bilgilerimi unuttum. Dediğim gibi tüm isimlerimden ve ünvanlarımdan kurtuldum.
-Sıfırsınız yani.
-Evet, sıfırım, bu harika bir duygu.
-Güzel, mutlu olmanıza sevindim ama dediğim gibi biz hiç kimse olan birini işe alamayız.
-Peki ama neden?
-Neden mi? Neden olacak... bu işi yapabilmeniz için bir takım bilgi ve...tecrübelerinizin olması gerekir.
-İyi ama ilanda, bilgi ve tecrübeden bahsedilmemiş ''yaratıcılık'' istendiği yazılmış ''fark yaratabilecek'' ve ayrıca '' iletişimi kuvvetli'' , '' kendine güvenen'' ve ''ikna kabiliyeti yüksek'' diye de eklenmiş.
-Evet, öyle dedik, tabi ki, yaratıcılık çok önemli bu işte ve yaratıcılık için ne gereklidir?
-Tüm bildiklerini unutmak gereklidir.
-Olur mu canım, yaratmak için malzemeye ihtiyacınız var, gödükleriniz, bildikleriniz, yaşadıklarınız, öğrendikleriniz .. işte her ne ise hepsi bunların hepsi bir şekilde bir araya gelir, bu karışımdan da yeni bir şeyler çıkar işte, yaratıcılık böyle olur.
-Yok o zaman yaratmış sayılmazsınız, o şey yeni bir şey gibi görünür ama aslında yeni bir şey değildir, yeni bir şey söylemez! Yaratıcılık geçmişten kurtulduğun zaman olur ancak!
-Ama... şey... ben... açıkçası ne demek istediğinizi anlamadım.
-Yaratıcılık her şeyi unuttuğunuzda gelir. Bilgi ve tecrübe su ise yaratıcılık hava gibidir, aynı anda aynı yerde bulunamazlar. Bilgiler ve tecrübeler sizi kısıtlar, farkında olmadan sınırlar koyar, bazı olasılıkları en başından elemenize neden olur, görüş alanızı daraltır, bir yanılgı yaratır büyüdüğünüzü sanırsınız ama sizi küçültür, anlatabiliyor muyum ? Yani yaratıcı olabilmek için tüm bildiklerini tüm tecrübeleri unutmalı insan, hiç kimse olmalı. Ben de o yüzden buradayım işte bu iş tam bana göre. Bu zamanda hiç kimse bulmanız zordur.
-Bakın sanırım biraz kafam karıştı... ben.. ben bir kahve alacağım kendime, siz.. size de ...aslında aşağıdaki kafede sıcak çikolata olmalı ben, inip alayım hem de biraz hava almış olurum, hemen gelirim bir sakıncası yok değil mi?
- Hayır yok tabi ki , çok sevinirim teşekkür ederim.
- ----------------
-Sıkılmadınız değil mi, kusura bakmayın biraz uzun sürdü. Buyurun!
-Hımmm ... Harika kokuyor!
-Evet, gerçekten de öyle kokusu beni bile cezbetti. Peki ala, devam edelim mi? Sayın bay hiç kimse!
-Evet, lütfen.
-Doğrusu , yaratıcılıkla ilgili söyledikleriniz çok ilgimi çekti . Ben daha önce böyle düşünmemiştim. Açıkçası ne diyeceğimi bilemiyorum. Sabahtan beri çok tuhaf bir diyalogun içerisindeyim ve hala neler olup bittiğini anlamıyorum. Kim olduğunuzu hala bilmiyorum mesela. Belki biraz kaçıksınızdır, belki şakacı biri, söyledikleriniz hem çok mantıklı hem çok mantıksız sizin hakkınızda ne düşündüğümü bilemiyorum şu an.
- Anlıyorum, değişik bir durum tabi.
- Peki, peki ya iletişim konusunda neler söyleyeceksiniz, hiç kimse olarak müşterilerimizle nasıl iletişime geçeceksiniz, nasıl ikna edeceksiniz insanları yani bu korkutmaz mı onları?
-Eh tabi korkutabilir fakat söylediklerim er ya da geç ilgilerini çekecektir, herkesin biri olmaya çalıştığı bir dünyada hiç kimse olan biri onlara farklı gelecektir, anlamak için mutlaka zaman ayıracaklardır, tıpkı sizin yaptığınız gibi.
- Ben.. evet... yani...olabilir tabi... Yalnız bundan tam emin olamıyorum, yani sizi bir müşteri ile düşünemiyorum, bir isminiz bile olmadan...
- Çikolatası tam kıvamında!
-Efendim?
- Çikolata, harika bir tadı var, mutlaka denemelisiniz, son zamanlarda içtiğim en güzel sıcak çikolata diyebilirim.
- Evet, kokusundan belli . Doğrusu benim bile canım çekti. Burası yeni açıldı bir iki gün olmuştur ancak. Bu özel bir karışımmış, öyle söyledi şey... kafenin sahibi...
-Neden gülüyorsunuz?
- Kusura bakmayın bugün her şey biraz tuhaf da, bazı şeyleri anlamakta güçlük çekiyorum. Kafenin sahibi, sıcak çikolata istediğimi duyunca, '' sıcak çikolata sizin için mi'' diye sordu, kafam o kadar allak bullakta ki '' hayır hiç kimse için'' dedim, daha lafımı düzeltmeden, manalı bir şekilde gülümsedi sonra da hesap kitap işlerini bıraktı ve çikolatınızı kendi elleriyle hazırladı... Özel bir karışım yaptığını söyledi ve size teşekkürlerini iletti.
-Ah evet anlıyorum.
-Anlıyor musunuz? Size de biraz tuhaf gelmedi mi? Yani hiç kimse diyorum, ve o şaşırmıyor buna, üstelik işini gücünü bırakıp gelip elleriyle hazırlıyor ve teşekkürlerini iletiyor. Yoksa tanışıyor musunuz?
- Evet, sayılır.
-Nasıl, anlamadım?
-Buraya gelmeden önce kafeye uğramıştım. Sahibiyle biraz sohbet ettik. Kafenin yeni olduğunu henüz fazla müşterilerinin olmadığını söyledi. Ben de ona sizden bahsettim.
-Benden mi bahsettiniz, anlamadım?
-Yani buradan şirketten bahsettim! Şirketin yeni olduğunu da ekledim tabi. Sonra da en başarılı oldukları şeyin ne olduğunu sordum. Sıcak çikolata olduğunu söyledi, özel bir karışım yapıyormuş, bu şehirdeki en iyi sıcak çikolatayı yaptığını iddia etti.
-Ve ...
-Ve ben de ona, bu özel karışım sıcak çikolata ile kafelerinin tanıtımını yapabileceğimizi söyledim.
- Yapabileceğimizi mi?
- Evet, çok sevindi ancak utana sıkıla ücreti sordu. Yeni açıldıkları için, ücretlendirmenin sıcak çikolata satışı üzerinden yapılabileceğini ekledim, havalara uçtu!
- Neyi eklediniz?
- Acil bir işim olduğunu, ancak biraz sonra sıcak çikolata almak için birini göndereceğimi söyledim. İsmimi sorduğunda ona, kısa bir süre önce tüm isim ve ünvanlarımdan kurtulduğumu, hiç kimse olduğumu söyledim, bu çok hoşuna gitti.
- Si..siz bunu nasıl yaparsınız, siz bu şirkette çalışmıyorsunuz, nasıl benim adıma konuşur böyle bir söz verirsiniz, bu...
-Ama bu iş için çok uygunum!
-Bakın bay hiç kimse, siz bir kere.... hiç kimsesiniz ve... ve ...son derece sıradışı, mantık dışı, akıl dışı bir şekilde, buraya gelip iş başvurusunda bulunuyorsunuz, hiç kimse olarak bu iş için en uygun kişi olduğunuzu söylüyorsunuz...
- Evet.
- Ü..ü..üstelik... hiç kimse olarak, son derece tuhaf konuşmalarınızla tüm bildiklerimi unutturacak kadar kafamı allak bullak ediyorsunuz..
- Doğru.
- Ve..ve.. henüz çalışmaya bile başlamadığınız bir şirketi hiç kimse olarak temsil etme cüretinde bulunup müşteri anlaşmaları yapabiliyorsunuz...
- Evet bunu yaptım.
- Ayrıca bütün bunları bir isminiz bile olmadan yapıyorsunuz!
- Aynen öyle.
- Sonuç olarak ...Be..ben... şunu söylemek isterim ki, bakın ne söyleyeceğimi bile bilmiyorum, yani durum o kadar içinden çıkılmaz bir hal aldı ki...
- Böyle zamanlarda biraz sıcak çikolata iyi gelir. Buyrun!
- Sıcak çikolata mı?
- Evet, içinden çıkılmaz durumlarda... özel bir karışım!
- Özel.... Yalnız bu durum... Çikolata... Çok güzelmiş gerçekten de!
- Güzel ne kelime harika!
- İçinden çıkılmaz durumlarda... Evet iyi geldi.
- Başarılı!
- Siz ne zaman başlayabilirim demiştiniz?
Bay "Hiç Kimse"nin ufak macerası hoşuma gitti :) Yalnız, ben "hiç kimse"yim, "kimsenin başaramadığını başarıyorum" derken, aslında tıpkı diğerleri gibi egosunun altında ezilmiş olmuyor mu? Hiç kimse olmayı sırf hiç kimse olabilmek için istemeliydi belki de, başkalarının bıraktığı bir boşluğu doldurmakla bir mühendisten, bir doktordan farkı kalmamış gibi görünüyor.
ReplyDeleteNeyse, sabah sabah gözlerimi açtın,
İyi pazarlar.
Ali
Himmmm bir dusuneyim ben bunu:)
ReplyDeleteO diil de, "hic kimse' olmayi basardigimizda bile calismamiz mi gerekecek? :(
ReplyDeleteBegendim :)